Bilginin esareti—Türkiye üniversite kütüphaneleri


Büyük üniversitelerimizin çoğunluğu koleksiyonlarına erişimi yalnızca kendi öğrencileri, öğretim üyeleri ve mezunlarına, ayrıca yükseköğretim öğrencilerine sağlıyor; yani üniversite mezunu ya da daha altı bir kişi, kendi üniversitesinin kütüphanesi dışında hiçbir kütüphaneden yararlanamıyor. ILL yani kütüphaneler arası ödünç sistemi de yine yalnızca lisansüstü öğrencilerine açık. Oysa dünyanın en büyük üniversitelerinin çoğu çeşitli ücret ve kısıtlamalarla da olsa umuma açıklar.

Büyük üniversitelerimizin çoğunluğu koleksiyonlarına erişimi yalnızca kendi öğrencileri, öğretim üyeleri ve mezunlarına, ayrıca yükseköğretim öğrencilerine sağlıyor; yani üniversite mezunu ya da daha altı bir kişi, kendi üniversitesinin kütüphanesi dışında hiçbir kütüphaneden yararlanamıyor. ILL yani kütüphaneler arası ödünç sistemi de yine yalnızca lisansüstü öğrencilerine açık. Oysa dünyanın en büyük üniversitelerinin çoğu çeşitli ücret ve kısıtlamalarla da olsa umuma açıklar. Türkiye’nin büyük üniversiteleri arasında yalnız Koç Üniversitesi kütüphanesi genele açık (karşılaştırma kısmını atlayıp direkt sonuç kısmına geçmek için buraya tıklayınız):

Kurumsal ve bireysel olmak üzere iki türlü dış üyelik bulunmaktadır. […] Bireysel üyelik için 200 TL’lik yıllık üyelik ücretinin yanı sıra 400 TL’lik depozito ücreti de ilk üyelik sırasında talep edilmektedir (kaynak).

Fakat diğer büyük üniversitelere baktığımızda, durum böyle değil. Örneğin, Boğaziçi Üniversitesi’ni ele alalım:

Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri, öğrencileri ve idari personeli Boğaziçi Üniversitesi kimlik kartlarını göstererek kütüphaneye girebilir ve kütüphane hizmetlerinden yararlanabilirler. B.Ü. mezunları, mezun kartı ile kütüphaneye girebilirler.

Diğer akademik kurumlara mensup yüksek lisans, doktora öğrencileri ve öğretim elemanları ile ticaret ve sanayi kuruluşları ancak üye olmak koşuluyla kütüphaneden yararlanabilirler.

Boğaziçi Üniversitesi yaz okulundan ders alan B.Ü. mensubu olmayan öğrenciler depozit ödeyerek kütüphane hizmetlerinden yararlanabilir, dört kitap ödünç alabilirler. İlişik kestiklerinde depozit iade edilir (kaynak).

Bir de İTÜ’ye bakalım:

İ.T.Ü. öğretim elemanları, öğrencileri, idari ve emekli personeli İTÜ kütüphanelerinden üye olmaksızın yaralanabilirler. […] İTÜ mezunları, İTÜ Vakfı ve İTÜ Geliştirme Vakfı personeli, diğer üniversitelerin yüksek lisans ve doktora öğrencileri ile öğretim elemanları, araştırmacılar Üniversite Yönetim Kurulu kararı ile belirlenen koşullar çerçevesinde sadece kütüphane içindeki hizmetlerden yararlanabilirler fakat ödünç yayın alamazlar (kaynak).

Bu iki üniversite, Koç Üniversitesi’ni bir kenara bırakırsak, herbiri ülkedeki en geniş koleksiyonlardan birine sahipler; bilhassa yabancı yayınlar ya da modernite öncesi kitaplar bu üç üniversitede toplanmış durumdalar. Mesela bir Fragmenta Historicorum Græcorum, İstanbul Üniversitesi kütüphanesinde yok, Boğaziçi’nde var. Worldcat’ten araştırın, çoğu kitap ancak bu üçünde mevcut. Bu durumu University College of London, Cambridge Üniversitesi, Oxford Üniversitesi, Nottingham Üniversitesi, MIT, UCB, Harvard Üniversitesi, Yale Üniversitesi, Roma Sapienza Üniversitesi ve Sorbonne Üniversitesi kütüphaneleriyle karşılaştıralım:

UCL:

The Library welcomes private researchers and members of the public who can demonstrate a genuine need to consult material which is held at UCL and not readily available elsewhere. However, they would need to pay a fee to use the library facilities.

The charges are currently £7.00 per person per day, £20.00 per person per week or £30.00 per person per month. Longer-term rates may also be available but only after a research need interview with the head of membership (kaynak).

UCL’de görüyoruz ki kurumu ikna etmemiz lazım, ama resmen bu ikna yolu açık. Sırada Cambridge var:

Private and business researchers may apply to use the Library for reference if their research requires access to materials held at the University Library.

Temporary tickets valid for 1 week within any twelve-month period are free of charge. An £8.00 administration charge for 1 month, £15.00 for 6 months or £28.00 for 12 months applies to applicants from non-UK universities and the public (kaynak).

Burada da aynı durumu görüyoruz. Şimdi Oxford Bodleian kütüphanesine bakalım:

If you do not hold a current formal affiliation to a college, department, or institution at the University of Oxford, and require access to the Bodleian Libraries, you will need to apply for a Bodleian Reader Card. […] The Bodleian Libraries welcomes applications from both academically affiliated and independent individuals conducting academic, professional or private research (kaynak).

Londra üniversiteleri arasında en bonkörü Oxford gibi gözüküyor. Okyanusötesine geçmeden önce en son Nottingham Üniversitesi’ne bakıyoruz:

All students and members of staff automatically become members of our libraries when they receive their University Card.

We also welcome: […] alumni, members of the public and corporate organisations who have registered for external membership (kaynak)[.]

Aynı sayfanın daha aşağısında yıllık £50 + VAT gibi bir fiyat ortaya çıkıyor. Şimdi MIT kütüphanelerine bakalım. Bu üniversite diğer pekçok üniversite ile Borrow Direct adı altında bir birlik yapmış ve onların üyelerinin kütüphaneyi belli kıstaslarda kullanmasına izin veriyor. Ayrıca başka bir sayfada şu ibare mevcut:

Borrowing Cards (formerly called Privilege cards or P-cards) allow MIT alumni/ae and non-MIT individuals to borrow MIT Libraries materials in accordance with library policy (kaynak).

Biraz daha aşağıda MIT üyesi olmayanlara yıllık $500 gibi bir ücret ortaya çıkıyor. Pahalı ama en azından hiç yoktan iyidir. UCB’ye baktığımızda daha sıkı bir rejim görüyoruz, fakat Kaliforniyalılar ve başka pek çok eğitim kurumuyla ilişkili ya da ilişkili olmuş kişiler kütüphaneleri kullanabiliyorlar. Harvard’da “outside researchers”http://emeritus.library.harvard.edu/access-services/visitors diye bir kullanıcı klasmanı var, fakat sanırım bu üniversitenin kütüphaneleri umuma açık değil. Yale’de de benzer bir durum var. Bu outside/unaffiliated researcher teriminin anlamını tam bilmediğim için ne Yale ne Harvard için net birşey söyleyemeyeceğim.

Gelelim Sapienza Università di Roma’ya:

Sono utenti della biblioteca : […] b) gli utenti esterni ( docenti e studenti di altre Università e di altri Enti di istruzione, cultori della materia, professionisti etc) (kaynak, sf. 2).

Bundan anladığım üzere en azından, lisans öğrencilerini de içeren çok geniş bir kesime hizmet sunuluyor. Yani, en azından, lisans öğrencisine ilkokul öğrencisi muamelesi yapılmıyor. Bununla beraber, durum çok da açık değil, kimin kullanıp kimin kullanamayacağını detaylandırmışlarsa da ben bulamadım. Sanırım biraz görevlilerin inisiyatifine kalıyor durum.

Şimdi son olarak Sorbonne’a bakalım:

Certaines bibliothèques acceptent les lecteurs extérieurs, d’autres non. Pour plus de détail, il faut se reporter à la page de chaque bibliothèque (kaynak).

Görünen o ki kütüphaneye göre durum değişiyor, fakat prensipte les lecteurs extérieurs tanımının umumi okurlara denk geldiğini düşünürsek, halka açık kütüphaneler. Mesela Bibliothèque Malesherbes belli bir ücret karşılığı umuma açıkken

Pour les lecteurs extérieurs : le coût de l’inscription pour le prêt à domicile s’élève à 34 € pour 12 mois. Les étudiants et le personnel de l’enseignement public sont exonérés de frais d’inscription (kaynak)

Bibliothèque Marcel-Bataillon des Études Ibériques yalnızca ilgili bir araştırmada bulunan usagers extérieurs’e izin veriyor:

Accès et consultation sur place pour les usagers extérieurs justifiant d’une recherche en cours sur les domaines couverts (kaynak).

Bibliothèque Clignancourt ise yanlış anlamıyorsam sadece Sorbonne öğrencilerine hizmet veriyor. Fakat Fransızcam çok iyi değildir, genel olarak tüm bachelor ve üstü öğrencileri de kastediyor olabilirler. Son olarak Bibliothèque Michelet ise yine ikna edilmek istiyor:

Accès et consultation sur place pour les usagers extérieurs justifiant d’une recherche dans un cadre d’étude ou professionnel, pour consulter un ouvrage non disponible ailleurs en région parisienne (contacter la bibliothèque) (kaynak).

Sonuç olarak görüyoruz ki dünyada çoğu büyük üniversite, Boğaziçi ve İTÜ gibi okullarımızla karşılaştırıldıklarında, kütüphaneleri çok daha geniş kesimlere kullanım imkanı sunuyor. Peki beni böyle bir karşılaştırma yapmaya iten nedir? Şu ki, ben Boğaziçi Dilbilim bölümü MA programına hazırlanıyorum. Bir filoloji mezunu olarak da bu alan konusunda bilgilenmem gerekiyor. Çeşitli kanallardan bunun için çalışıyorum, fakat bölümün MA programı için verdiği “Recommended Readings” listesinin tümü de yurtdışı menşeyli kitaplardan mürekkep ve çoğunluğu ya yalnız BÜ kütüphanesinde, bir kısmı da ancak İTÜ veya Koç kütüphanelerinde mevcutlar. Tahmin edileceği üzere, hem türleri dolayısıyla, hem de ithal olmaları sebebiyle bu kitapları almak, hele benim gibi çalışmayan bir taze üniversite mezunu için çok zor, hatta imkansız. Bu kitaplar Boğaziçi’nin kütüphanesinde mevcutlar, fakat ben yalnızca (!) bir üniversite mezunu olduğum için, ve, kara bahtım kör talihim, bu üniversite Boğaziçi olmadığı için, bu kaynaklara erişme şansından yoksunum. Bunu ciddi bir fırsat eşitsizliği olarak görmekle birlikte, ayrıca, bilginin bir kuruma mahkum edilmesi olarak da görüyorum: şayet internet olmasaydı, çok büyük bir bilgi dağarcığı ancak belirli bir avuç insanın erişimine açık olacaktı. Hatta öyle görünüyor ki yakın tarihe kadar durum zaten böyleydi. Bilhassa bizim vergilerimizle yaşayan Boğaziçi ve İTÜ gibi devlet üniversitelei kütüphanelerini halktan saklarken, özel bir üniversite olan Koç’un, tam aksine, ücreti mukabilinde dahi olsa, bilgi hazinesini umuma açması ise ironik bir durum.

Şimdi, «Buradan üniversitelerimize sesleniyorum…» şeklinde başlayan bir paragrafla kendimi komik bir retoriğin içine sokmak istemem, nihayetinde pek de kimsenin okumadığı bir blogda çakma bir ulusa seslenişte, bir otoriteye serzenişte bulunmak çok da makul değildir, fakat, ben yine de durumu kendimce belgelemek, belki daha sonra daha geniş bir mecrada bu kaygıları dillendirebilmek adına bir tasarı hazırlamak çabasında bulundum. Şayet böyle bir durumdan önce bu üniversitelerin öğrencilerinden biri olur da bu metni okuyacak olursa, o zaman kendisinden üniversitesinin ilgili kurumlarına bunu lütfen iletmesini rica ediyorum. Sonuçta, şayet Boğaziçi ya da İTÜ koleksiyonlarını halka açarlarsa, bir ücret talep etmeseler bile, kapılarının önünde bir izdiham yaşanmasının kesinlikle namümkün olduğunun hepimiz farkındayızdır diye umuyorum.