E-YDS deneyimi


Geçtiğimiz hafta sonu Ankarada girdiğim E-YDS sınavı üzerine.

Sınava başvuru haftasının ilk günü, akşam dokuzda, başvuru sayfasını açtığımda şaşırdım: İzmir ve İstanbulda hiç yer kalmamıştı, yalnız Ankarada sınava girebilirdim. Birdahaki ayı bekleyip sabah erkenden bir başvuru yarışına girmek istemediğimden, Ankarada sınava girmek için başvurdum. Hem Ankarayı da hiç görmemiştim.

10 mart sabahı Sabiha Gökçen havaalanından uçakla Ankaraya ulaştım. Ankaradaki Esenboğa E-Sınav Merkezi havaalanına bayağı yakın. Kocaman bir alana inşa edilmiş bir kampüs, doğrusu biraz bir toplama kampını andırıyor, etrafında hayat yok. Ulaşım için ben bu ekşisözlük entrysinden faydalandım. Kızılaydan buraya gelip gitmek Belkolarla ya da 487 numaralı otobüslerle (yolun bakkalların falan oldukları tarafından bineceksiniz buna) 40 dakika ila bir saat arasında sürüyor. Sınav zamanı girişte çay kahve satanlar oluyor, başka etrafta herhangibir yeme-içme yeri yok. Sınav salonlarına içinde yüz tanıma da olan birkaç ayrı güvenlik kontrolünden sonra giriliyor. Emanet dolapları var, küçük orta ve büyük boyutlarda olmak üzere, her türlü eşya saklanabiliyor; ben montumu ve sırt çantamı orta boy dolaplardan birine sığdırdım. Kilitleyip anahtarı yanınızda sınav salonuna götürüyorsunuz. Zaten o kadar polis varken kimsenin orayı soyacağı, ya da bu bölgeye herhangibir hırsızın kalkıp gelmekle uğraşacağı da yok.

Salonda bir ekran bir kamera ve bir fareden mütevellit bilgisayarlar üç taraflı kabinler içerisindeler. Tuvaletler var, ekrandaki butondan sıra alarak kullanılabiliyor. Bu buton turuncu yuvarlak bir pencerenin içinde duruyor, sağa sola tutup taşınabiliyor. Masalarda peçete ve iki adet şekerleme bulunuyor, eğer benim gibi sıkılıp ikisini de yerseniz sınav süresinde görevliler masaya çaktırmadan bir tane daha koyuyorlar (onu da lüpletince başka koymuyorlar, deneyimle sabit). Doğrusu, bu sınav sürecinde ömrümde en memnun kaldığım devlet memuru deneyimini yaşadım diyebilirim, teklifli konuşan, nazik kimselerdi hepsi. Hatta ‘efendim’ gibi bir hitap kullanıldı, korktum fakat bozuntuya vermedim. Nihayetinde alışmamışız.

Sınava sanıyorum yüz—yüzelli kişi girdi bu binada. Sınav uygulaması gayet düzgün çalıştı, ve gerçekten iyi düşünülerek tasarlanarak yapılmış. Yalnız bir bug vardı: boşluk doldurmalarda seçeneklerden birini seçince, seçenek metni boşluğa ekleniyor, fakat eğer bu metinde bir tire işareti varsa, tire ve sonrası o boşluğa eklenmiyor. Ama sınavı yapmaya bir engel değil. ÖSYMye bildirirdim, ama daha önce web siteleriyle ilgili bir bildirim yaptım ve otomatik bir cevap bile gelmedi, sanırım bu tarz raporlar boşa gidiyor, o yüzden hiç uğraşamayacağım.

Sınava erken gitmeyin, ve erken bitirmeyin. Sınavdan önce salondan çıkmak konusunda bir yasak var mı, bilmiyorum; fakat tekrar girmek eziyet. Birkaç güvenlik noktasından tekrar geçmek gerekecek diye düşündüğüm için bir saat erken girmiş olmama rağmen çıkmadım. Salonda da yapacak birşey olmadığı için, uzun zamandır ilk kez gerçekten hiçbir şey yapmadan bir bir küsür saat geçirdim. Sınava yirmi dakika kala ekrandaki formu kullanarak TC kimlik numarası, ve webcami kullanarak fotoğraf girmek gerekiyor. Sonra sınav tam saatinde onbeş saniye geri sayımdan sonra başlıyor. Sınav başladıktan sonra 135 dakikadan önce çıkmak mümkün değil. Benim sınavım, yaya yaya yaptığım halde bir buçuk saatte bitti. Bir saat boyunca yine çeşitli sessiz maymunluklarla zamanı geçirmeye çalıştım. Allahtan kimse sizi görmüyor, yoksa sıkıntıdan nalları dikmiştim diye tahmin ediyorum.

Sınavı yalnızca gramer bilgisiyle çözemezsiniz. Eğer CEFRdeki 4 temel yeteneğe hakimseniz, dili analiz etmeden, çevirmeden anlayabiliyorsanız, ve dili bilhassa okumakta aktif olarak kullanıyorsanız, hepsi kolay sorular. Ama yok eğer gramatik olarak çözümleme yapmak durumundaysanız, 180 dakikalık sınav süresinin tamamını kullanırsınız hatta belki yetmez. Bu sınavı gramer düşünmeden yapamıyorsanız, olsa olsa ingilizce (ya da başka bir dil) grameri biliyorsunuz, dilin kendisini bilmiyorsunuz, ve ayrıca hiç komplike metin okumuyorsunuz demektir, ki bu noktada zaten YDS sınavına girmenin size bir faydası olmaz. Dil öğrenme/edinme konusunda söyleyebileceğim şeyler var, boş zamanda konuyla ilgili etraflı bir yazı hazırlamayı düşünüyorum.

Nihayetinde, hernekadar sınav merkezi pek içaçıcı bir yer olmasa da, ve ayrıca ulaşımı zor olmasına rağmen, sınavdan çoğunlukla memnun kalarak ayrıldım diyebilirim. Çıkışta Kızılaya ya da havaalanına dönmek için Belko otobüsleri var, gerçi havaalanı için bulabilirseniz, 11 liraya Belkoya binmektense yaklaşık 20 liraya taksi çevirin derim. Kızılay ve Aşti birbirine göre tam neredeler anlayacak fırsatım olmadı pek. Ankaraya kısaca değinmek gerekirse, bir İstanbullu olarak, Kızılay bana biraz Halaskârgazi caddesiyle Caferağaya çıkan sokakların bir karışımını andırdı. Fazla etrafı gezemedim, bir dahaki sefere Ankaranın şehir merkezini etraflıca gezmeyi planlıyorum. En son olarak: E-YDS sınavını tavsiye edebilir miyim? Kesinlikle. Sınav deneyiminin kendisi gayet iyiydi, ve ayrıca akşam sekiz olmadan sonuçları aldım; daha henüz İstanbula dönüş uçağına bile binmemiştim.